İnternet Yayınlarında Kişilik Hakları

Globalleşen günümüz ekonomisinde toplumların, bireylerin sahip olduğu hakların ihlal edilmesi sadece fiziki ortamlarda olmamakta, çeşitli kitlesel yayın araçlarının varlığı ile sanal bir boyut kazanmaya başlamaktadır. Bu bakımdan internet ortamı her ne kadar günlük hayatı kolaylaştırsa ve enformasyona kolay ulaşım sağlasa da, kişilik haklarının kolayca ihlal edilmesini mümkün kıldığından gazete ve televizyon gibi kitlesel nitelikteki iletişim araçlarından daha etkili ve kontrol edilemez bir hal almaktadır. Örneğin bir televizyon kuruluşu ile hukuki veya cezai itilafa düştüğünüzde muhatabı bulmak konusunda sorun yaşamanız pek de muhtemel değildir. Ancak yurtdışı bir ‘’server’’ kullanan internet sitesi hakkında kişilik haklarınıza saldırının mevcut bulunduğundan cihetle şikayetçi olmanız yahut tazminat talep etmeniz neticesinde prosedür sanıldığı kadar kolay işlememekte, muhataba ulaşma konusunda uygulamada çeşitli sıkıntılar söz konusu olabilmektedir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, internet kullanımının artması kamu ve özel kuruluşları da bu harekete geçirmiş ve web sitesi yatırımlarına teşvik etmiştir. Söz konusu gelişimin mazisi uzun olmadığından ‘Bilişim Hukuku ve Bilişim Suçları’ konularında uzman avukat, hakim ve savcı sayısı sanıldığının aksine talebi karşılar nitelikte olmamakla birlikte yeterli gelmemektedir.

Kişilik hakları ve bu hakların internet yayınlarındaki ihlallerinin hangi hallerde hukuka aykırılık teşkil edeceği üzerinde durur iken Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’ nun ilgili maddeleri ışığında değerlendirme yapmanın daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz.

Medeni Kanun’ umuzun 23,24 ve 25. maddesi, Borçlar Kanunu’ muzun 49. maddesi ışığında, ‘Yapılan her yayın veya açıklama değil, sadece hukuka aykırı saldırılar tazminatı gerektirmektedir.’ şeklinde fikir yürütmek mümkündür.

Söz konusu internet yayının değerlendirmesinin yayının içeriği ve yayının sonucu açısından iki başlıkta incelemek daha sağlıklı olacaktır.

1. Yayının İçeriği İle İlgili Şartlar

a. Kamu Yararının Bulunmaması

Anayasa’ mızın 13. maddesi, kişinin maddi ve manevi varlığının özüne dokunulmaksızın hangi hallerde sınırlandırılabileceğini belirtmiştir. Özüne dokunmamadan kasıt zaruri nitelikteki temel haklara hiçbir şekilde dokunulamayacağıdır. 1999 ve 2001’ de yapılan Anayasa değişiklikleri ile kamu yararı kavramı kısıtlanmıştır. Ancak anayasal niteliği azalsa da kamu yararının varlığı kişilik hakları bakımından hala yasal bir kısıtlama nedenidir.

Toplumu aydınlatıcı, haber niteliğini haiz, objektif nitelikte bilgi içeren, kişisel saldırı niteliğinde olmayan yayınlarda kamu yararı vardır demek mümkün olabilir. Yargı safhasında bu durumun takdiri, somut olay ve delilleri de göz önünde bulundurarak hâkim tarafından yapılacaktır. Bu bağlamda hâkim, saldırıya uğrayanın ve saldırıda bulunanın durumlarını ve çıkarlarını karşılaştıracak ve denge kuracaktır. Saldırıya uğrayanın hukuken koruma değer bir çıkarının olup olmadığının tespiti önemlidir. Zira korumaya değer bir hukuki çıkar mevcut değilse hukuka aykırılığın varlığından söz edilemez.

b.Yayının Gerçek Olmaması

Gerçeklik, sadece haberi verme yönünden değil, yorumlama, eleştirme yönünden de uygulama alanı bulmalıdır. Bu husus internet gazeteciliği veya yayıncılığı için geçerlidir. Zira şahsi web sitesinde yahut e-mail yoluyla gerçek dışı beyanda bulunulması ve bu beyandan maddi veya manevi zararın meydana gelmesi durumunda bu ayrıntıların çok da göz önünde bulundurulması gerekmemektedir.

Gerçek dışılık, internet gazeteciliği veya yayıncılığı hatta ve hatta kişisel blogdan verilen haberin, hiç vuku bulmamış bir olay hakkında olmasından, olayın yansıtılandan farklı meydana gelmiş olmasından yahut olaydaki bazı durumların gizlenmesi veya eklenmesi nedeniyle haberin aktarılması nedeniyle meydana gelmiş olabilir.

c.Güncel Nitelik Taşımaması

Aktarılan haberin, yorumun olayın vuku bulduğu zaman aralığından fazla denilebilecek bir zaman diliminden sonra aktarılması durumunda güncel nitelik taşımadığından söz edilebilir. Tazeliğini yitirmiş bir haberin aktarılması durumunda kötü niyetin araştırılması ve değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin, internet üzerindeki yayınların kolay ulaşılabilir nitelikte olması sonucu, 5 yıl ile yargılanan kişi ile ilgili haberlerin yıllar sonra da arama motorlarından ulaşılabilir olması şahıs açısından maddi-manevi zararların oluşmasına neden olabilir. Yayının yapıldığı sırada yargılanmakta olan kişinin masum olduğunun anlaşılması ve ceza almayacak olması durumunda, hakkında yapılmış olan haberlerin güncel nitelikteymişçesine yayınına devam edilmesi, yayından kaldırılmamış olması bireyin kariyerini, yaşamını tazmini imkansız bir şekilde etkileyebilir.

d. Sunumun Dengesiz Olması

Sunumun dengesiz olmasından kasıt, objektif habercilik yorumu ve yayının haber mahiyeti doğrultusunda değerlendirilmemesi ‘Sansasyon’a müsamaha gösterilmesidir. Öneminin çok üzerinde abartılıp sunulan ve kişilik haklarını zedeleyen haber, gazetecinin haber verme hakkı, kamuoyunu bilgilendirme hakkı olsa dahi kişilik haklarını ihlal ettiğinden hukuka aykırı nitelik taşımaktadır.

Haber gerçek olsa dahi, küçük düşürücü, gereksiz ve yerici ibarelerin kullanılarak haberin lanse edilmesi durumunda her somut olay şartları göz önüne alınarak değerlendirme yapılması gerekir. Önemli olan ‘Denge Ölçütü’nün göz önünde bulundurulmasıdır ki hukuka aykırılık ve hak ihlali doğmasın.

2. Yayının Sonucu İle İlgili Şartlar

a. Yayın Hukuk Düzeni Tarafından Korunan Bir Hakka Saldırmış Olmalıdır.

Hak ihlalinin olmadığı durumlarda hukuka aykırılıktan bahsedilemez. Peki Anayasa ile güvence altına alınmış olan haklar nelerdir? Yaşama hakkı, maddi- manevi varlığını geliştirme hakları, güvenlikte bulunma hakkı, çalışma hakkı, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı hakkı, haberleşme hakkı, istediği yere yerleşme hakkı, seyahat hakkı, serbestçe ibadet edebilme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü hakkı, düşünce ve kanaatleri serbestçe açıklayabilme hakkı üzerinde durduğumuz haklardan sadece birkaçıdır.

Hak ihlali sonucunda, hakkı ihlal edilen-zarar gören haricinde kişilerin dava hakkı yoktur. Bunun istisnası aile bireyleridir. Örneğin X’ in hakkı hukuka aykırı olarak zarara uğratıldığında herhangi bir ailevi bağı olmayan Y’ nin dava açması ‘Menfaat Kıstası’ bakımından mümkün olmayacaktır.

İnternet yayınlarında da ‘Kesinleşmiş bir mahkeme hükmü olana kadar sanık suçsuzdur.’ ilkesine dikkat edilmeli, herhangi bir suçlama da bulunulacaksa dahi ağır nitelendirmelerde kaçınılmalı, tarafsız ve aşırıya kaçmadan yorumlar yapılmadan, objektif olarak aktarılmalıdır.

b. Yayın ile Bir Zarar Oluşmalı Yahut Kuvvetle Muhtemel Bir Tehlike Durumu Mevcut Olmalıdır.

Web sitesi üzerinden yapılan yayın sonucu üçüncü kişiler açısından oluşan bir zarar yahut kuvvetle muhtemel bir tehlike –zararın oluşacağına dair kuvvetli bir emare- var ise, hukuka aykırılık mevzu bahis olduğundan, web sitesini sahipleri ve açıklamayı yapanlar Ceza ve Hukuk davaları bakımından sorumlu hale gelecektir. Zararın maddi ya da manevi olması bir farklılık teşkil etmeyecektir.

3. Yayına Konu Olan Kişinin Rıza Göstermemiş Olması

Medeni Kanun’ un 24/1. maddesinde bir kimsenin rızasının bulunması durumunda kişilik haklarına saldırının hukuka uygun hale geleceğinden söz etmektedir. Türk Ceza Kanunu’ nun 26. maddesinde ise kişinin üzerinde mutlak tasarrufta bulunabileceği hakları ile ilgili olarak rızasını açıklamış olması durumunda, işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği yer almıştır.

Kişinin rıza göstermiş olması, üzerinde mutlak suretle tasarruf yetkisinin olum olmadığına bağlıdır. Medeni Kanun’ un 23/1-23/2. maddesinde bu konuda sınırlayıcı olarak ‘’Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz.’’ denmektedir. Diğer bir ifadeyle tasarrufta bulunamayacağınız temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak rıza göstermiş olmanız, hukuka aykırılığı bertaraf etmeyecektir.

4.Yayın İle Resmi Nitelikteki Bir Görevin İfası Söz Konusu Olmamalıdır.

Bir görevin yerine getirilmesine dayanan hukuka uygunluk sebebi, memuriyet görevinin yerine getirilmesi veya yetkili makamca verilen emrin yerine getirilmesi ya da yasal zorunlulukça ortaya çıkmaktadır. Örneğin üçüncü bir kişinin size ait web sitesini kapatması durumunda, icra edilen eylem bakımından hukuka aykırılık mevcuttur. Ancak mahkeme kararına istinaden web sitenizin kapatılması durumunda hukuka aykırı bir fiilden söz edilemez.

İnternet Yayınlarında Kişilik Hakları | Avukat Sinan Ebren, 0 242 237 98 68 Antalya Avukat

İnternet Yayınlarında Kişilik Hakları

Globalleşen günümüz ekonomisinde toplumların, bireylerin sahip olduğu hakların ihlal edilmesi sadece fiziki ortamlarda olmamakta, çeşitli kitlesel yayın araçlarının varlığı ile sanal bir boyut kazanmaya başlamaktadır. Bu bakımdan internet ortamı her ne kadar günlük hayatı kolaylaştırsa ve enformasyona kolay ulaşım sağlasa da, kişilik haklarının kolayca ihlal edilmesini mümkün kıldığından gazete ve televizyon gibi kitlesel nitelikteki iletişim araçlarından daha etkili ve kontrol edilemez bir hal almaktadır. Örneğin bir televizyon kuruluşu ile hukuki veya cezai itilafa düştüğünüzde muhatabı bulmak konusunda sorun yaşamanız pek de muhtemel değildir. Ancak yurtdışı bir ‘’server’’ kullanan internet sitesi hakkında kişilik haklarınıza saldırının mevcut bulunduğundan cihetle şikayetçi olmanız yahut tazminat talep etmeniz neticesinde prosedür sanıldığı kadar kolay işlememekte, muhataba ulaşma konusunda uygulamada çeşitli sıkıntılar söz konusu olabilmektedir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, internet kullanımının artması kamu ve özel kuruluşları da bu harekete geçirmiş ve web sitesi yatırımlarına teşvik etmiştir. Söz konusu gelişimin mazisi uzun olmadığından ‘Bilişim Hukuku ve Bilişim Suçları’ konularında uzman avukat, hakim ve savcı sayısı sanıldığının aksine talebi karşılar nitelikte olmamakla birlikte yeterli gelmemektedir.

Kişilik hakları ve bu hakların internet yayınlarındaki ihlallerinin hangi hallerde hukuka aykırılık teşkil edeceği üzerinde durur iken Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’ nun ilgili maddeleri ışığında değerlendirme yapmanın daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz.

Medeni Kanun’ umuzun 23,24 ve 25. maddesi, Borçlar Kanunu’ muzun 49. maddesi ışığında, ‘Yapılan her yayın veya açıklama değil, sadece hukuka aykırı saldırılar tazminatı gerektirmektedir.’ şeklinde fikir yürütmek mümkündür.

Söz konusu internet yayının değerlendirmesinin yayının içeriği ve yayının sonucu açısından iki başlıkta incelemek daha sağlıklı olacaktır.

1. Yayının İçeriği İle İlgili Şartlar

a. Kamu Yararının Bulunmaması

Anayasa’ mızın 13. maddesi, kişinin maddi ve manevi varlığının özüne dokunulmaksızın hangi hallerde sınırlandırılabileceğini belirtmiştir. Özüne dokunmamadan kasıt zaruri nitelikteki temel haklara hiçbir şekilde dokunulamayacağıdır. 1999 ve 2001’ de yapılan Anayasa değişiklikleri ile kamu yararı kavramı kısıtlanmıştır. Ancak anayasal niteliği azalsa da kamu yararının varlığı kişilik hakları bakımından hala yasal bir kısıtlama nedenidir.

Toplumu aydınlatıcı, haber niteliğini haiz, objektif nitelikte bilgi içeren, kişisel saldırı niteliğinde olmayan yayınlarda kamu yararı vardır demek mümkün olabilir. Yargı safhasında bu durumun takdiri, somut olay ve delilleri de göz önünde bulundurarak hâkim tarafından yapılacaktır. Bu bağlamda hâkim, saldırıya uğrayanın ve saldırıda bulunanın durumlarını ve çıkarlarını karşılaştıracak ve denge kuracaktır. Saldırıya uğrayanın hukuken koruma değer bir çıkarının olup olmadığının tespiti önemlidir. Zira korumaya değer bir hukuki çıkar mevcut değilse hukuka aykırılığın varlığından söz edilemez.

b.Yayının Gerçek Olmaması

Gerçeklik, sadece haberi verme yönünden değil, yorumlama, eleştirme yönünden de uygulama alanı bulmalıdır. Bu husus internet gazeteciliği veya yayıncılığı için geçerlidir. Zira şahsi web sitesinde yahut e-mail yoluyla gerçek dışı beyanda bulunulması ve bu beyandan maddi veya manevi zararın meydana gelmesi durumunda bu ayrıntıların çok da göz önünde bulundurulması gerekmemektedir.

Gerçek dışılık, internet gazeteciliği veya yayıncılığı hatta ve hatta kişisel blogdan verilen haberin, hiç vuku bulmamış bir olay hakkında olmasından, olayın yansıtılandan farklı meydana gelmiş olmasından yahut olaydaki bazı durumların gizlenmesi veya eklenmesi nedeniyle haberin aktarılması nedeniyle meydana gelmiş olabilir.

c.Güncel Nitelik Taşımaması

Aktarılan haberin, yorumun olayın vuku bulduğu zaman aralığından fazla denilebilecek bir zaman diliminden sonra aktarılması durumunda güncel nitelik taşımadığından söz edilebilir. Tazeliğini yitirmiş bir haberin aktarılması durumunda kötü niyetin araştırılması ve değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin, internet üzerindeki yayınların kolay ulaşılabilir nitelikte olması sonucu, 5 yıl ile yargılanan kişi ile ilgili haberlerin yıllar sonra da arama motorlarından ulaşılabilir olması şahıs açısından maddi-manevi zararların oluşmasına neden olabilir. Yayının yapıldığı sırada yargılanmakta olan kişinin masum olduğunun anlaşılması ve ceza almayacak olması durumunda, hakkında yapılmış olan haberlerin güncel nitelikteymişçesine yayınına devam edilmesi, yayından kaldırılmamış olması bireyin kariyerini, yaşamını tazmini imkansız bir şekilde etkileyebilir.

d. Sunumun Dengesiz Olması

Sunumun dengesiz olmasından kasıt, objektif habercilik yorumu ve yayının haber mahiyeti doğrultusunda değerlendirilmemesi ‘Sansasyon’a müsamaha gösterilmesidir. Öneminin çok üzerinde abartılıp sunulan ve kişilik haklarını zedeleyen haber, gazetecinin haber verme hakkı, kamuoyunu bilgilendirme hakkı olsa dahi kişilik haklarını ihlal ettiğinden hukuka aykırı nitelik taşımaktadır.

Haber gerçek olsa dahi, küçük düşürücü, gereksiz ve yerici ibarelerin kullanılarak haberin lanse edilmesi durumunda her somut olay şartları göz önüne alınarak değerlendirme yapılması gerekir. Önemli olan ‘Denge Ölçütü’nün göz önünde bulundurulmasıdır ki hukuka aykırılık ve hak ihlali doğmasın.

2. Yayının Sonucu İle İlgili Şartlar

a. Yayın Hukuk Düzeni Tarafından Korunan Bir Hakka Saldırmış Olmalıdır.

Hak ihlalinin olmadığı durumlarda hukuka aykırılıktan bahsedilemez. Peki Anayasa ile güvence altına alınmış olan haklar nelerdir? Yaşama hakkı, maddi- manevi varlığını geliştirme hakları, güvenlikte bulunma hakkı, çalışma hakkı, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı hakkı, haberleşme hakkı, istediği yere yerleşme hakkı, seyahat hakkı, serbestçe ibadet edebilme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü hakkı, düşünce ve kanaatleri serbestçe açıklayabilme hakkı üzerinde durduğumuz haklardan sadece birkaçıdır.

Hak ihlali sonucunda, hakkı ihlal edilen-zarar gören haricinde kişilerin dava hakkı yoktur. Bunun istisnası aile bireyleridir. Örneğin X’ in hakkı hukuka aykırı olarak zarara uğratıldığında herhangi bir ailevi bağı olmayan Y’ nin dava açması ‘Menfaat Kıstası’ bakımından mümkün olmayacaktır.

İnternet yayınlarında da ‘Kesinleşmiş bir mahkeme hükmü olana kadar sanık suçsuzdur.’ ilkesine dikkat edilmeli, herhangi bir suçlama da bulunulacaksa dahi ağır nitelendirmelerde kaçınılmalı, tarafsız ve aşırıya kaçmadan yorumlar yapılmadan, objektif olarak aktarılmalıdır.

b. Yayın ile Bir Zarar Oluşmalı Yahut Kuvvetle Muhtemel Bir Tehlike Durumu Mevcut Olmalıdır.

Web sitesi üzerinden yapılan yayın sonucu üçüncü kişiler açısından oluşan bir zarar yahut kuvvetle muhtemel bir tehlike –zararın oluşacağına dair kuvvetli bir emare- var ise, hukuka aykırılık mevzu bahis olduğundan, web sitesini sahipleri ve açıklamayı yapanlar Ceza ve Hukuk davaları bakımından sorumlu hale gelecektir. Zararın maddi ya da manevi olması bir farklılık teşkil etmeyecektir.

3. Yayına Konu Olan Kişinin Rıza Göstermemiş Olması

Medeni Kanun’ un 24/1. maddesinde bir kimsenin rızasının bulunması durumunda kişilik haklarına saldırının hukuka uygun hale geleceğinden söz etmektedir. Türk Ceza Kanunu’ nun 26. maddesinde ise kişinin üzerinde mutlak tasarrufta bulunabileceği hakları ile ilgili olarak rızasını açıklamış olması durumunda, işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği yer almıştır.

Kişinin rıza göstermiş olması, üzerinde mutlak suretle tasarruf yetkisinin olum olmadığına bağlıdır. Medeni Kanun’ un 23/1-23/2. maddesinde bu konuda sınırlayıcı olarak ‘’Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz.’’ denmektedir. Diğer bir ifadeyle tasarrufta bulunamayacağınız temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak rıza göstermiş olmanız, hukuka aykırılığı bertaraf etmeyecektir.

4.Yayın İle Resmi Nitelikteki Bir Görevin İfası Söz Konusu Olmamalıdır.

Bir görevin yerine getirilmesine dayanan hukuka uygunluk sebebi, memuriyet görevinin yerine getirilmesi veya yetkili makamca verilen emrin yerine getirilmesi ya da yasal zorunlulukça ortaya çıkmaktadır. Örneğin üçüncü bir kişinin size ait web sitesini kapatması durumunda, icra edilen eylem bakımından hukuka aykırılık mevcuttur. Ancak mahkeme kararına istinaden web sitenizin kapatılması durumunda hukuka aykırı bir fiilden söz edilemez.